Shopping cart

Kültür Sanat

Schnitzler’in Ruhun Anatomisini Yavaşlatılmış Bir Biçimde Sunduğu Tiyatro Yorumu

25 Mayıs 2025 Okuma Süresi: 3 dk.
Schnitzler’in Ruhun Anatomisini Yavaşlatılmış Bir Biçimde Sunduğu Tiyatro Yorumu
1102

Josefstadt Tiyatrosu, Avusturyalı yazar Arthur Schnitzler’in klasik eseri “Das weite Land” (Geniş Ülke) ile ruhun derinliklerine doğru yavaş ve etkileyici bir yolculuğa çıkarıyor. Yönetmen Janusz Kica, bu psikolojik çözümlemelerle dolu oyunu, abartıdan uzak ama güçlü bir dille sahneye taşıyor.

Ruhun Yavaşlatılmış Otopsisi

Ruh geniş bir ülkedir.” Josefstadt Tiyatrosu’nda bu söz yalnızca mecaz değil, sahnede tam anlamıyla hissediliyor. Kica, Schnitzler’in eserine hem fiziksel hem de duygusal anlamda büyük bir alan tanıyor. Sahne neredeyse bomboş: Sadece siyah döner sahneyi bölen sade bir duvar, birkaç nesne ve nostaljik bir hava yayan yalın kostümler bulunuyor. Burada asıl yıldız, Schnitzler’in dil gücü.

Derin Psikolojik Gözlemler

Schnitzler’in insan ruhuna dair keskin ve zamanüstü gözlemleri, adeta bir ruh otopsisi gibi seyirciye sunuluyor. Yönetmen Kica, bu yoğun duygu çözümlemesini titizlikle işliyor. Oyunun her satırı ve her sessizliği, Freud’un psikanaliz teorilerinin filizlendiği bir dönemin izlerini taşıyor. Bu bağlamda, Schnitzler’in Freud ile çağdaş olması tesadüf değil.

Tanıtım AlanıTanıtım Alanı

İki Oyuncunun Yoğun Performansı

Bu derinlikli yapının taşıyıcı kolonları ise iki güçlü oyuncu:

  • Bernhard Schir, gençliğini çok erken tüketmiş bir sanayici olan Friedrich Hofreiter’i canlandırıyor. Karakter, genç sevgilisi Erna’ya (Johanna Mahaffy) ve soğuk eşi Genia’ya duyduğu çelişkili duygularla sürükleniyor. Sonunda egosunun galip gelmesi, trajik sona zemin hazırlıyor.

  • Maria Köstlinger, eşi Genia rolünde, duygularını bastırma çabasıyla dikkat çekiyor. Yüzündeki soğuk maske, bastırılmış acıların ve özlemlerin simgesi hâline geliyor.

Zamanın Dışında Bir Sahne

Bu yapım, hızlı ve yüzeysel bir çağda adeta zamanın dışına çıkılmış bir tiyatro deneyimi sunuyor. Göz alıcı efektler yerine duraksamalar, yoğun duygular ve içsel derinliklerle seyirciyi etkiliyor. Klasik tiyatronun hâlâ nasıl günümüz insanına ayna tutabileceğini gösteriyor.

Kısacası, “Das weite Land”, izleyiciyi hem iç dünyasına hem de tiyatronun özüne doğru bir yolculuğa çıkarıyor. Bu, sadece bir oyun değil; duyguların ve insan doğasının yavaşlatılmış bir çözümlemesi.

İlgili haberler: