Ephesos (Efes), yılda dört milyon ziyaretçiyle Türkiye’nin en çok ziyaret edilen antik kenti konumunda. Antik çağdan erken Hristiyanlığa uzanan bu büyüleyici kent, 130 yıldır Avusturyalı arkeologların çalışmalarıyla tarihsel karanlığı aydınlatıyor. Bugüne kadar sayısız şaşırtıcı bulgu ortaya çıkarıldı.
Sabahın Sessizliğinde Kazı Başlıyor
Sabah ezanıyla birlikte, Avusturya Bilimler Akademisi (ÖAW) arkeoloji ekibi için de yeni bir kazı günü başlıyor. Kahvaltının ardından ekip, Türkiye’nin Ege kıyısındaki Efes antik kentine yöneliyor.
Devasa Bir Arkeoloji Deposu
130 yıldır bugünkü Selçuk’ta kazı yapan Avusturyalı ve uluslararası arkeologlar, ÖAW’ye ait kazı evinde toplanan binlerce eseri inceliyor. En dikkat çekici parçalar ise Türkiye’deki müzelere devrediliyor.
Ardı Ardına Gelen Keşifler
Yıllar içinde, Celsus Kütüphanesi, Artemis Tapınağı (antik dünyanın yedi harikasından biri), Bizans dönemi ticaret bölgesi, uzun süredir aranan üçüncü şehir kapısı ve devasa Serapis Tapınağı gibi yapılar gün yüzüne çıkarıldı. Tapınakta kullanılan 40 tonluk sütunlar, tek parça halinde Marmara Denizi’ndeki taş ocaklarından getirilmişti.
Bu bölgede, ilk Neolitik çiftçilerden başlayan 9000 yıllık insanlık tarihi yatıyor. M.Ö. 1000 civarında Yunan dilli topluluklar buraya yerleşmişti. O dönemde Efes, deniz kıyısında önemli bir Doğu Akdeniz liman kenti haline geldi.
Kazı başkanı Martin Steskal, “Efes, üzerine modern bir şehir inşa edilmemiş nadir antik kentlerden biridir,” diyerek bu alanın bilimsel değerine dikkat çekiyor.
Roma Döneminde Parlayan Bir Başkent
Roma döneminde Efes, Asia Eyaleti’nin başkentiydi. Nüfusun 200.000 civarında olduğu tahmin ediliyor. Kent, yakın mermer ocaklarından çıkarılan taşlarla inşa edilmişti. Ancak yaşam süresi günümüze göre oldukça kısaydı; enfeksiyonlar sıklıkla ölümcüldü.
Steskal, “Penisilin henüz keşfedilmemişti, aşılar yoktu. Çocukların yarısı, iki yaş civarında sütten kesildikten sonra ölüyordu,” diyor.
Ephesoslular, Roma döneminde siyasette de ustalıkla konum almayı başardılar. Şehirde gladyatör dövüşleri büyük ilgi görmekteydi, hatta özel hayran kulüpleri bile vardı.
Küçük Asya’dan Karintiya’ya Uzanan Ticaret
Bu canlı metropol, zeytinyağı, şarap ve seramik ihracatıyla tanınıyordu. Avusturya’nın Karintiya bölgesindeki Magdalensberg’de bulunan siyah bir servis tabağı, Efes’in ticaret ağını gözler önüne seriyor.
Modern arkeoloji artık sadece tarih değil, doğa bilimleriyle de iç içe. Arkeozoolog Alfred Galik, yakınlardaki balık pazarındaki türleri inceleyerek kemik yapılarından yeni bulguların analizini yapıyor. Diğer araştırmacılar da metaller, yazıtlar ve duvar yazılarını çözümlüyor. Bu sayede dönemin yemek fiyatları, hamam giriş ücretleri ve hatta fuhuş tarifeleri bile ortaya çıktı.
Artemis Tapınağı: Bir Dünya Harikası
Efes’teki Artemis Tapınağı, Antik Dünyanın Yedi Harikası arasında yer alıyor. 19. yüzyılda İngilizlerin başlattığı kazıları Avusturyalılar başarıyla sürdürdü. Efsaneye göre Amazon kadınları, bu verimlilik tanrıçasına adanmış kültün kurucularıydı.
Bugün tapınaktan geriye çok az şey kalsa da, arkeologlar için bu kutsal alan hâlâ bir hazine niteliğinde. Toprak eleniyor, çamur filtreleniyor; yanık izleri, tapınağı yok eden büyük yangının sessiz tanıkları olarak duruyor. Keçi, koyun ve domuz kemikleri, bitki kalıntıları ve takılar da gün yüzüne çıkıyor. Bir işçi, bulunan bir buğday tanesini arkeolog Michael Kerschner’e gururla gösteriyor.
Hristiyanlığın Yükselişi
Hristiyanlığın yayılışı, Efes’teki Artemis kültü için büyük bir dönüm noktasıydı. Havarî Pavlus, bu dönüşüm sırasında yerel esnafın tepkisini çekmişti. 4. yüzyılda, İncil yazarı Yuhanna’nın mezarı üzerine bir kilise inşa edildi; yapımında yıkılmış tapınak taşları kullanıldı. Kent, hac turizminin önemli bir durağı haline geldi. Hatta halk, Yuhanna’nın mezarından toplanan tozları şifa amaçlı saklardı. Rivayete göre Meryem Ana, yaşamının son yıllarını Efes’te geçirdi.
Meryem Ana’nın Evi
Efsaneye göre Havarî Yuhanna, Hz. İsa’nın çarmıha gerilmesinden sonra Meryem Ana’yı Efes’e getirdi. Bugün “Meryem Ana Evi”, hem Hristiyanlar hem Müslümanlar için kutsal bir hac merkezidir. Meryem (Maryam), Kur’an’da Hz. İsa’nın annesi olarak anılır. İslam’a göre İsa, Tanrı’nın oğlu değil, büyük peygamberlerinden biridir.
Kazılarda Avusturya ve Türkiye İşbirliği
Kazılar, Avusturya Bilimler Akademisi’nin desteğiyle ve hem Avusturya hem Türkiye’den özel sponsorların katkılarıyla sürdürülüyor. Bu çalışmalar, Avusturyalı bilim insanlarına dünya çapında saygı kazandırıyor.
Efesli Kadınların Gücü
Antik çağda Efesli kadınlar, dönemlerine göre olağanüstü bir sosyal statüye sahipti. Servetlerini tapınaklar ve çeşmeler inşa etmek için kullandılar. Bugün ise modern Selçuk’ta bir kadın belediye başkanı yönetimde. Tarih, adeta kendi döngüsünü tamamlıyor.








