2025 Cannes Film Festivali’ne Damga Vuran Yedi Tema
Protezler, Ortadoğu propagandası, kan, zarif beyefendiler ve demokrasi kaygısı… 78. Cannes Film Festivali bu yıl oldukça çeşitli ve politikti.
Hollywood dostu bir tavırla başlayan bu yılki Cannes Film Festivali, aynı zamanda son derece politik bir atmosfer sundu. Trump’tan Ukrayna’ya, Gazze savaşından sanatçıların rejimlere karşı duruşuna kadar birçok konu filmlerde ya da festivale paralel etkinliklerde kendine yer buldu. Festivalin finalinden hemen önce, işte Cannes 2025’e damga vuran yedi ana başlık:
1. Protezler
Oliver Laxe’in yol filmi Sirât, Fas çölünde dans eden technonomad’ları gösterirken, bazı karakterlerin kollarının ya da bacaklarının eksik olduğu görülüyor. Film, bu kayıpların nedenini açıklamıyor; ancak bu durum, yapımın varoluşsal gücünü azaltmıyor.
Jafar Panahi’nin politik draması Un simple accident’ta ise bir bacak protezi önemli bir rol oynuyor. Bir tamirci, bu protezin çıkardığı sesten, onu geçmişte işkence etmiş olabileceğinden şüphelendiği kişiyi tanıyor. Kararsız kaldığı için adamı bagajına koyup diğer kurbanlarla kimlik teşhisine çıkarıyor. Film, mizah ile acı gerçeği dengelemeyi başarıyor.
Mascha Schilinski’nin In die Sonne schauen adlı filminde ise, çocuğu savaşa gitmesin diye ailenin amcasının bacağı alınmış. Bu olay, “iş kazası” olarak aktarılıyor.
2. AIDS
Uzun süre sinemada yer bulamayan AIDS, bu yıl Cannes yarışmalarında iki kez sahne aldı. Carla Simón’un Romería filminde, genç bir kadın ölen ebeveynlerinin eroin bağımlılığı ve AIDS geçmişini araştırıyor.
2021’de Altın Palmiye kazanan Julia Ducournau’nun yeni filmi, 13 yaşındaki Alpha’nın gözünden gizemli bir pandemiyle mücadele eden insanları anlatıyor. Bu pandemi, enfekte olanları yavaş yavaş mermer bedenlere dönüştürüyor.
3. Su ve Kan
Alpha filminde yer alan sahnelerden biri, baş karakterin havuz kenarında çarpması ve suyun kana bulanmasıyla panik havası yaratıyor. Bu sahne, ergenlik ve kadınlık üzerine metaforlar içeriyor.
Kristen Stewart’ın yarışma dışı gösterilen filmi The Chronology of Water, bir genç kadının suyla ilişkisini merkez alırken, In die Sonne schauen ise küçük bir Alman nehrinin dört kuşak kadını birbirine nasıl bağladığını işliyor.
4. Lanetli Evler
In die Sonne schauen’da geçen eski çiftlik evi, tıpkı Lynne Ramsay’in Die, My Love ve Joachim Trier’in Sentimental Value filmlerinde olduğu gibi, filmin temel atmosferini belirliyor. Trier’in filminde bir baba, kızını, kısa süre önce ölen annesinin evinde geçen bir filmde rol almaya ikna etmeye çalışıyor. Filmin kalbinde ise, mutfaktan küçük bir odaya kadar tek planda çekilen sahne yer alıyor.
5. Zarif Beyefendiler
Stellan Skarsgård, hem baba hem de yönetmen rolünü üstleniyor; yaşlı bir çapkın olarak seyirciyle buluşuyor. Kleber Mendonça Filho’nun Brezilya askeri diktatörlük dönemini anlatan politik gerilim filmi The Secret Agent’ta ise Wagner Moura’nın karakteri, saklanırken bile kadınların ilgisini çekiyor.
Tarik Saleh’in Eagles of the Republic filminde ise Fares Fares, Abdel Fatah El-Sisi rolü için teklif alınca apolitik duruşunu bozuyor.
6. Ortadoğu’da Propaganda
Nasser Kardeşler’in Once Upon a Time in Gaza filminde, 2009 yılında Hamas hükümeti Gazze’de bir propaganda filmi çektirmek istiyor. Başrol ise bir zamanlar falafel dükkanında çalışıp ufak tefek uyuşturucu işleri yapan utangaç bir öğrenciye veriliyor. Film, Sergio Leone tarzına gönderme yapan çok yönlü bir yapım olarak dikkat çekiyor.
Nadav Lapid’in Yes adlı filmi ise 7 Ekim travmasına, İsrail elitlerinin milliyetçiliğine ve sanatçıların otoriter rejimlerle olan ilişkisine eleştirel bir bakış sunuyor. Cannes 2025’in birçok filminde olduğu gibi, bu yapım da sanatın yozlaşabilirliğini sorguluyor.
7. Trump Eleştirisi
Otoriter rejimlere değinmişken, birçok Amerikalı yıldız da Donald Trump’ın politikalarına dair düşüncelerini paylaştı. Jodie Foster, Vie Privée filmi için düzenlenen basın toplantısında ABD’de demokrasinin tahrip edilmesini bir trajedi olarak nitelendirdi.
Cannes bu yıl nadiren görülen bir politik yoğunlukla tamamlanıyor. Şimdi gözler, hafta sonu yapılacak ödül törenine çevrilmiş durumda.










