Avusturya’da Derin Devlet Var mı? Hayır, Ama…
FPÖ (Avusturya Özgürlük Partisi), “sistemi” yani ÖVP’yi (Avusturya Halk Partisi) deşifre etmeye kararlı. Partiye göre, ülkedeki “derin devlet”, siyaseti ÖVP lehine şekillendiren gizli bir yapı. Peki bu iddiaların ardında gerçeklik payı var mı?
FPÖ ve Derin Devlet Saplantısı
FPÖ’nün derin devletle ilgili söylemi uzun süredir devam ediyor. Parti lideri Herbert Kickl’e göre bu yapı, onun başbakan olmasını engelledi. Aynı yapı, COVID-19 karşıtı göstericilere yönelik polis müdahalesinin de arkasında. Parti Genel Sekreteri Christian Hafenecker, bu görünmeyen ağı “demokratik temel düzeni tehdit eden bir yapı” olarak tanımlıyor.
Bu tür gölgeli yapılarla ilgili endişeler sadece FPÖ’ye özgü değil. ABD eski Başkanı Donald Trump, görev süresi boyunca “deep state”in kendisini engellediğini öne sürmüştü. Fransa’da aşırı sağcı Marine Le Pen, seçim yasağını bu yapıya bağlamıştı. Almanya’da muhafazakâr Die Welt gazetesi bile bazı solcu STK’ları “devlet içinde devlet” olarak tanımlıyor. FPÖ ise şimdi, bir parlamento soruşturma komisyonu kurarak Avusturya’daki “derin devlet”in hükümet muhalifleriyle nasıl başa çıktığını araştırmak istiyor.
Derin Devlet Ne Demek?
Viyana Üniversitesi Siyaset Bilimi Enstitüsü Başkanı Fabio Wolkenstein’e göre, “derin devlet”in bilimsel bir tanımı yok. Terim, Türkçedeki “derin devlet” kavramından türemiş. Bu kavram, istihbarat, organize suçlar ve siyasetin iç içe geçtiği bir yapı anlamına geliyor. Bazı ülkelerde (örneğin Sırbistan) bu tür yapılar hala etkili. ABD’de Trump döneminde, “deep state” terimi, yargı gibi kurumların başkanın kararlarını engellemesiyle yeniden gündeme geldi.
FPÖ’nün Gözündeki Derin Devlet
Kickl’in anlatımına göre, ÖVP uzun süredir büyük bir güç birikimine sahip. Bu güç, dışarıdan müdahale edilemeyecek kadar kapalı bir sistem yaratmış durumda.
Siyaset bilimci Laurenz Ennser-Jedenastik’e göre, ÖVP’nin Avusturya’daki siyasi hakimiyeti Avrupa’da eşi benzeri olmayan bir durum. AB içinde en uzun süre iktidarda kalan parti ÖVP. Gerçekten de 1970 dışında hiçbir seçimde hükümet tam anlamıyla değişmedi.
Her Hükümette ÖVP Vardı
Ennser-Jedenastik, SPÖ’nün FPÖ ile koalisyon kurmayı reddetmesi nedeniyle ÖVP dışında bir çoğunluk oluşamadığını belirtiyor. Bu yüzden bazı bakanlıklar uzun süredir ÖVP’nin kontrolünde. Örneğin Maliye Bakanlığı, Markus Marterbauer (SPÖ) göreve gelene kadar 20 yıl ÖVP’lilerin elindeydi. İçişleri Bakanlığı ise Mart 2000’den beri (Kickl’in kısa dönemini saymazsak) ÖVP tarafından yönetiliyor. 2008–2020 arasında Adalet Bakanları da hep ÖVP’den seçildi.
Bu Gerçek Bir Derin Devlet mi?
Wolkenstein’a göre, bu yapı teknik olarak bir “derin devlet” değil çünkü ÖVP’nin iktidarı demokratik yollarla kazanıldı. Ancak Avusturya’ya özgü olan, yönetimdeki uzun süredir devam eden siyasi kadrolaşma kültürü. Uzun süre, kamu görevleri için parti üyeliği gerekiyordu. Bu alışkanlık hâlâ etkili olabilir. Viyana’da ise SPÖ’nün benzer bir hakimiyeti var.
Ennser-Jedenastik, bu politizasyonun temellerinin II. Dünya Savaşı sonrası atıldığını söylüyor. Bakanlıklarda yapılan personel seçimleri, SPÖ ve ÖVP’nin geçmişteki güç paylaşımını yansıtıyor. Bu durum zamanla “kilitlenme etkisi” yaratmış, yani partizan kadrolaşma kendi kendine büyümeye devam etmiş.
Kadrolaşma Döngüsü
Ennser-Jedenastik ayrıca, bakanların yaptığı personel atamalarıyla politizasyonun arttığını söylüyor. Günümüzde bölüm başkanlarının %40’ı, geçmişte bakan danışmanı olarak görev yapmış kişilerden oluşuyor. Bu da bir kısır döngü yaratıyor: Yeni gelen bakanlar, seleflerinin atamalarını kendi adamlarıyla değiştirmeye çalışıyor.
Geçmişte yaşanan bazı skandallar, özellikle ÖVP’nin hakim olduğu bakanlıklarda parti bağlantılı kadroların etkisini gösteriyor. FPÖ bu ağı “siyah iplik” olarak tanımlıyor.
Güçlü Bürokratlar ve Etkileri
Üç güçlü bürokratın ismi bu sürecin örneği olarak öne çıkıyor:
Thomas Schmid (Maliye Bakanlığı): Kabine şefi ve genel sekreter olarak vergi davalarına müdahale etti, görev atamalarını etkiledi. Tanık koruma statüsü aldı.
Michael Kloibmüller (İçişleri Bakanlığı): 2000’li yıllarda partiye yakın kadroları göreve atadı.
Christian Pilnacek (Adalet Bakanlığı): Uzun yıllar adalet sistemini etkiledi. Bağımsız bir komisyon, onun döneminde ünlü davalarda “iki sınıflı adalet” uygulandığını saptadı. 2023’teki ölümü ve ardından başlatılan soruşturma, FPÖ’nün talep ettiği meclis komisyonunun merkezinde yer alıyor.
“Derin Devlet” Bir Siyasi Saldırı Aracı mı?
FPÖ’nün iddialarına karşı diğer partiler de benzer şikayetlerde bulunuyor. Yeşiller, ÖVP’nin İçişleri Bakanlığı’nı “14 yıldır elinde tuttuğunu” söylüyor. SPÖ, ÖVP’yi “kendi üyelerini koruyan bir aile” olarak tanımlıyor. NEOS da benzer şekilde, bu politikanın sadece “kendi için çalışan bir yapı” olduğunu belirtiyor.
Ancak diğer partiler, bu yapıyı “derin devlet” olarak adlandırmıyor. Yeşiller Partisi’nden Sigrid Maurer, bu terimin tarihi olarak antisemitik komplo teorileriyle bağlantılı olduğunu söylüyor. Wolkenstein ise “derin devlet” ifadesini esasen bir “siyasi mücadele kavramı” olarak değerlendiriyor.
FPÖ’nün meclis araştırma komisyonu başvurusunda da “derin devlet” terimi doğrudan yer almıyor. Sadece “siyasi saiklerle yapılan, koordineli müdahale şüphesi” ifadesi kullanılıyor.














