Koronavirüs süreci ve buna bağlı sağlık yönetimi tartışmaları Avusturya’da hâlâ siyasi gündemdeki yerini koruyor. Ülkede ana muhalefet partisi konumundaki FPÖ (Avusturya Özgürlük Partisi), COVID-19 dönemine dair politikaları hedef alan üç koldan yeni bir girişim başlattı.
Üç Adımlı Korona Stratejisi
FPÖ’nün “yeni Korona hamlesi” şu üç adım üzerine kurulu:
Mecliste, hem eski Adalet Bakanlığı Müsteşarı Christian Pilnacek’in ölümü hem de Korona sürecine dair olayların araştırılması için bir soruşturma komisyonu (U-Ausschuss) talep edildi.
FPÖ, hükümete toplam 827 adet yazılı soru sundu. Bu soruların 6 Temmuz’a kadar yanıtlanması gerekiyor.
FPÖ, “WHO Pandemi Planı Durdurulsun” başlıklı bir dilekçeyle parlamentoya başvurdu ve halktan da imza toplamaya başladı.
Hedefte: WHO Pandemi Planı ve Uluslararası Sağlık Tüzükleri
Dilekçede, Avusturya hükümetinden geçtiğimiz hafta onayladığı WHO Pandemi Planına desteğini geri çekmesi isteniyor. Bu plan, dünya genelinde bulaşıcı hastalık kaynaklı sağlık krizlerinde ülkelerin nasıl hazırlık yapacağına ve nasıl hareket edeceğine dair ilk uluslararası düzenleme olma özelliği taşıyor.
Plan kapsamında;
Maske gibi koruyucu ekipmanların,
Aşıların stoklanması ve dağıtımı,
gibi konularla ilgili öneriler yer alıyor. Ancak aşı ile ilgili detayların, anlaşmanın onaylanmasından önce ayrıca karara bağlanması gerekiyor.
FPÖ aynı zamanda Avusturya’nın, 2024 yılında güncellenen Uluslararası Sağlık Tüzükleri’nden (IGV) çekilmesini de talep ediyor. Bu tüzük, ülkeler arası sağlık tehditleri durumunda iş birliğini düzenliyor. Avusturya’nın bu düzenlemeleri kabul etmemesi için, 19 Temmuz’a kadar resmî olarak itiraz etmesi gerekiyor.
FPÖ: ABD Bile WHO’dan Ayrıldı, Biz Neden Kalalım?
FPÖ, taleplerine gerekçe olarak Donald Trump döneminde ABD’nin Dünya Sağlık Örgütü’nden (WHO) çıkmasını örnek gösteriyor. Dilekçede, “ABD bile WHO’dan çıktıysa bu, Avusturya için de güçlü bir sinyal olmalı” ifadeleri yer alıyor. FPÖ sözcüsüne göre dilekçe geçtiğimiz hafta itibarıyla yaklaşık 30.000 kişi tarafından imzalandı.
“Zorunlu Kapanmalar Gelebilir” İddiası
FPÖ’nün eleştirilerine göre, Dünya Sağlık Örgütü bundan böyle “küresel sağlık yönetimi” adı altında doğrudan kapanma (lockdown), seyahat yasağı, zorunlu önlemler ve aşı baskısı uygulayabilir. Ancak gerçek şu ki; hem WHO Pandemi Planı hem de Uluslararası Sağlık Tüzükleri, bağlayıcı değil, sadece öneri niteliğindedir.
FPÖ Sağlık Sözcüsü Gerhard Kaniak, bu konuda biraz daha yumuşak bir açıklama yaparak şu ifadeyi kullanıyor: “WHO doğrudan kapanma kararı veremez ama pandeminin resmen ilan edilmesiyle WHO önerileri yasalara entegre olur ve böylece otomatik olarak geçerli hale gelir.”
Uzman Yorumu: “Amaç, Seçmenin Küçük Bir Kısmına Hitap Etmek”
Market adlı araştırma şirketinin yöneticisi David Pfarrhofer’e göre FPÖ’nün bu çıkışı, toplumun genelinde büyük bir etki yaratmayacak. Pfarrhofer, “Avusturyalıların çoğu WHO’ya olumsuz bakmıyor” diyor. Asıl hedefin, COVID-19 sonrası dönemde radikalleşen ve komplo teorilerine inanan %3 ila %5’lik bir seçmen kitlesi olduğunu belirtiyor.
Bu grubun hem sol hem sağ kökenli kişilerden oluştuğu ifade ediliyor. Avusturya Direniş Belgeliği Arşivi’nin (DÖW) son aşırı sağ raporu da bu kitleyi doğruluyor: Pandemi sürecinde başlayan protesto hareketi 2022-2023 döneminde ivme kaybetmiş durumda ve artık daha çok “sert çekirdeğe” dönüşmüş durumda.










