Meinl-Reisinger’den Diplomatlara Ret
Eski Dışişleri Bakanı Benita Ferrero-Waldner (ÖVP) ve bazı üst düzey diplomatlar, Avusturya’nın Ortadoğu politikasını açık bir mektup ile sert şekilde eleştirdi. Diplomatik mektupta, Dışişleri Bakanı Beate Meinl-Reisinger’den İsrail’e karşı yaptırım uygulanması istendi. Ancak Avusturya Dışişleri Bakanı bu talebe temkinli bir şekilde ret yanıtı verdi.
Eski Diplomatlardan Sert Eleştiri
Mektupta, Avusturya’nın mevcut Ortadoğu politikasında radikal bir değişiklik yapması gerektiği belirtildi. “Avusturya’nın artık dünya toplumunun büyük çoğunluğunun yanında yer alma zamanı geldi. Gazze’deki dayanılmaz acıların son bulması ve Hamas’ın elinde kalan rehinelerin serbest bırakılması için harekete geçilmelidir” ifadeleri kullanıldı.
Mektubu imzalayanlar arasında Ferrero-Waldner’in yanı sıra, eski Devlet Sekreteri Wolfgang Waldner (ÖVP), eski Dışişleri Bakanı Peter Jankowitsch (SPÖ) ve Dışişleri Bakanlığı Batı Balkan Özel Temsilcisi Ulrike Hartmann da yer aldı.
Yaptırım ve Silah Ambargosu Talebi
Mektupta imzası bulunan diplomatlar, atılması gereken somut adımları da sıraladı. Bunlar arasında; kapsamlı bir silah ambargosu ve “insan hakları ihlalleri, savaş suçları ve insanlığa karşı suç işleyen ya da bunları destekleyenlere yaptırım” talepleri öne çıktı. Bu çağrı hem Hamas’a hem de İsrail’e yönelikti.
Diplomatlar, “Hayatta kalanlar ve hatta İsrailli askerler bile sistematik savaş suçlarından bahsediyor: Açlığın savaş silahı olarak kullanılması, sivillerin, sağlık çalışanlarının ve gazetecilerin hedef alınması” ifadeleriyle durumu eleştirdi.
Avusturya Hükümetinden Net Yanıt
Dışişleri Bakanı Meinl-Reisinger ise bu taleplere olumlu yaklaşmadı ve hükümetin İsrail’e desteğini yineledi:
“Avusturya hükümetinin pozisyonu nettir. İsrail’in güvenliğine, var olma hakkına ve meşru müdafaa hakkına bağlıyız.”
Aynı zamanda, sivillerin korunmasının ve uluslararası hukuk ile özellikle insancıl hukuka riayet edilmesinin zorunlu olduğunun da altı çizildi. Avusturya hükümetinin bunu İsrail’e defalarca ilettiği belirtildi.
AB İçinde Ortak Tutum Arayışı
Avusturya, ayrıca AB düzeyinde ortak bir yol izlenmesini destekliyor. Konunun Cumartesi günü Kopenhag’da yapılacak gayriresmî dışişleri bakanları toplantısında yeniden gündeme geleceği duyuruldu. Ancak şimdiye kadar radikal Yahudi yerleşimcilere yaptırım gibi öneriler, birlik içindeki oybirliği eksikliği nedeniyle sonuçsuz kaldı.
Sadece Söz Yeterli Değil
Diplomatlar, Meinl-Reisinger’in çatışmaların sona ermesi için imzaladığı ortak çağrıyı olumlu bir adım olarak görse de, bunun tek başına yeterli olmadığını belirtti:
“Avusturya, artık sözlerini ne kadar ciddi söylediğini kanıtlamak zorunda. AB-İsrail Ortaklık Anlaşması’nın askıya alınması, fonların dondurulması ve ticari kısıtlamaların uygulanması ciddi şekilde gündeme alınmalıdır.”
Hamas ve Gazze Vurgusu
Mektupta Hamas’ın işlediği suçlara da açıkça değinildi: “Hamas’ın işlediği vahşetleri ve sivillere yönelik katliamı inkâr eden tüm söylemler insanlık dışıdır ve gerçek dışıdır.”
Bununla birlikte, Gazze’deki insani felakete de dikkat çekildi: “Birleşmiş Milletler, yardım kuruluşları ve hatta genellikle sessiz olan Kızılhaç bile Gazze’deki felaketi doğruluyor. Yarım milyondan fazla insan açlıkla karşı karşıya.”
Uluslararası Hukuka Vurgu
Diplomatlar, Avusturya’nın uluslararası hukuku savunmak zorunda olduğunu vurguladı:
“Birleşmiş Milletler merkezine ev sahipliği yapan ve BM Güvenlik Konseyi üyeliğine aday olan bir ülke olarak, Avusturya’nın özel bir sorumluluğu vardır. Samimi sözler, somut adımlar olmadıkça etkisiz kalacaktır. Avrupa artık kalıcı bir ateşkes için baskı oluşturmalıdır.”














