Putin: “Ukrayna’nın Tamamı Teorik Olarak Bize Ait”
St. Petersburg’daki Uluslararası Ekonomik Forum’da konuşan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, önce Rus ekonomisini övdü, ardından dünya siyasetiyle ilgili sert açıklamalarda bulundu. Özellikle Ukrayna hakkında dile getirdiği sözler dikkat çekti.
İran Konusunda Yumuşak, İsrail’e Sert Eleştiri
Putin, konuşmasının ilk bölümünde İran’la ilgili olarak, ülkenin nükleer enerjiyi barışçıl amaçlarla kullanma hakkını desteklediklerini belirtti. Ancak uluslararası toplumun, İran’ın olası bir askeri nükleer programıyla ilgili kaygılarına değinmedi. Putin, İran’a desteğin sorgulanmasını “provokasyon” olarak tanımladı. Rusya’nın BM Daimi Temsilcisi Sergej Wasili Nebensja ise BM Güvenlik Konseyi’nde İsrail’in “saldırgan tutumunu” sert dille eleştirdi.
“Ukrayna’nın Tamamı Bize Ait”
Putin, Ukrayna konusuna ise çok daha net ve sert ifadelerle yaklaştı. Rusya’nın Kiev yönetiminden “teslimiyet” talebinde bulunmadığını savunsa da, Ukrayna’nın savaş sahasındaki “gerçekleri” kabul etmesi gerektiğini yineledi. Bu açıklamayla kastettiği, Rusya’nın işgal ettiği Ukrayna topraklarıydı.
Putin, özellikle Sumy şehri ile ilgili bir soruya “Rus askerinin bastığı yer, Rusya’dır” diyerek karşılık verdi ve bu şehre yönelik bir işgalin ihtimal dışı olmadığını söyledi. Ayrıca, “Teorik olarak Ukraynalılarla Ruslar aynı halktır. Bu açıdan bakıldığında, Ukrayna’nın tamamı bize aittir” ifadelerini kullandı. Ancak Rusya’nın komşu ülkenin egemenliğini “her zaman tanıdığını” da ekledi.
Rusya’da Ekonomi Göründüğü Gibi Mi?
Putin, konuşmasının başlangıcında ülke ekonomisini “başarılı” olarak nitelendirdi. Büyüme, düşük işsizlik oranları ve yerel yönetimlerin istihdam projeleri gibi konuları övdü. Enflasyonun da beklenenden iyi seviyede olduğunu iddia etti. Ancak halkın yaşadığı gerçeklik farklı. Resmi verilere göre yıllık enflasyon %9,6 düzeyinde. Gıda fiyatlarındaki artış ise vatandaşları derinden etkiliyor.
Patates Krizi ve Yükselen Fiyatlar
Özellikle patates fiyatlarındaki artış sembolik bir örnek haline geldi. Haziran ayında patatesin kilosu bir Euro’nun üzerine çıktı. Aylık ortalama geliri yaklaşık 1000 Euro olan Rusya’da bu fiyat oldukça yüksek. Emekliler ise ortalama 200 Euro emekli maaşıyla geçinmeye çalışıyor. Geçtiğimiz yıl patates fiyatları üç katına çıkarken, lahana ve soğan gibi diğer temel ürünler de iki katına fırladı. Putin, birkaç hafta önce yaptığı açıklamada “Patatesimiz kalmadı” diyerek durumun ciddiyetini kabul etmişti.
Askeri Sanayi Büyüyor, Diğer Sektörler Zorlanıyor
Batı’nın savaş sonrası uyguladığı yaptırımlar Rusya ekonomisini derinden sarsmadı. Ancak ekonominin savaş şartlarına uyarlanması gerekiyor. Silah sanayisinde ciddi bir büyüme yaşanırken, bu sektörde yüksek maaşlar ödeniyor. Buna karşın, tüketim ürünleri ve tarım sektörleri iş gücü kaybediyor. Bu da maaşların artmasına, dolayısıyla fiyatların yükselmesine neden oluyor.
Konut ve Otomotivde Durgunluk
Moskova’da konut inşaatları sürse de pahalı dairelerin alıcısı az. Aynı şekilde otomotiv sektöründe de düşüş yaşanıyor. Lada markasını üreten Avtovaz, yeni modelini tanıttı. Ancak pazar %25 küçüldü. Çinli araçlar ithal ediliyor fakat halk tarafından çok tercih edilmiyor. Alman otomobiller hâlâ rağbet görüyor fakat ithalat yollarının dolaylı olması fiyatları fırlatıyor.
Faizle Enflasyonu Durdurma Çabası
Ekonominin temel sorunlarından biri yüksek enflasyon. Merkez Bankası, şu anda %20 olan politika faiziyle enflasyonu kontrol altına almaya çalışıyor. Düşük kredi kullanımı sayesinde talebi kısıp fiyatları dizginlemeyi hedefliyor. Ancak yüksek faizler yatırımları yavaşlatıyor ve büyümeyi engelliyor. Putin ise resesyona kesinlikle izin verilmemesi gerektiğini belirtti.
“Rusya Sadece Enerjiye Dayalı Bir Ekonomi Değil”
Merkez Bankası Başkanı Elvira Nabiullina, para politikasını savunurken, devlet rezervlerinin ve bankaların sermaye birikimlerinin azaldığını da kabul etti. Batı’nın hedefi olan petrol ve gaz gelirlerini kısmak ekonomiyi sıkıştırıyor. Buna karşılık Putin, “Rus ekonomisi artık yalnızca enerjiye dayalı değil” diyerek eleştirilere yanıt verdi. Hedefinin, Rusya’yı 2030 yılına kadar iş yapma koşulları açısından dünyanın en iyi 20 ülkesi arasına sokmak olduğunu söyledi.














